FluentFiction - Turkish

Valentine's Day Breakthrough: Emir's Career-Defining Moment

FluentFiction - Turkish

16m 11sFebruary 15, 2026
Checking access...

Loading audio...

Valentine's Day Breakthrough: Emir's Career-Defining Moment

1x
0:000:00

Sign in for Premium Access

Sign in to access ad-free premium audio for this episode with a FluentFiction Plus subscription.

View Mode:
  • Emir, kışın soğuk bir sabahında ofisin cam kapısından içeri girdi.

    Emir, a cold winter morning, walked through the glass door of the office.

  • Her yer bir kar örtüsü ile kaplıydı.

    Everywhere was covered with a blanket of snow.

  • Ofisin içi ise bambaşka bir dünyaydı; canlı renkli kalpler, çiçekler ve tatlılar her yeri süslüyordu.

    Inside the office was a completely different world; vibrant colored hearts, flowers, and sweets decorated everywhere.

  • Bugün Sevgililer Günü'ydü.

    Today was Valentine's Day.

  • Ancak Emir için bugünün çok farklı bir anlamı vardı.

    However, for Emir, today had a very different meaning.

  • Bir sunum yapacaktı.

    He was going to give a presentation.

  • Büyük bir sunum.

    A big presentation.

  • Bu proje, belki de kariyerinde bir dönüm noktası olabilirdi.

    This project could be a turning point in his career.

  • Emir, masasının başına geçti.

    Emir went to his desk.

  • Bilgisayarını açtı.

    He turned on his computer.

  • Sunum dosyalarını gözden geçirmeye başladı.

    He began reviewing his presentation files.

  • Ama bir türlü odaklanamıyordu.

    But he couldn't focus.

  • Her zamanki gibi, Leyla'nın enerjik sesi kulaklarında çınladı.

    As usual, Leyla's energetic voice echoed in his ears.

  • Leyla, şirketteki en karizmatik kişiydi.

    Leyla was the most charismatic person in the company.

  • Herkes onu tanır, onunla çalışmak isterdi.

    Everyone knew her, everyone wanted to work with her.

  • Emir, Leyla'yı hem kıskanıyor, hem de ona karşı bir şeyler hissediyordu.

    Emir both envied and felt something for Leyla.

  • Bu, işlerini daha da karmaşık hale getiriyordu.

    This made things even more complicated for him.

  • Sunum vakti yaklaşıyordu.

    The time for the presentation was approaching.

  • Emir'in içini bir endişe kapladı.

    A sense of anxiety filled Emir.

  • Kendisini yetersiz hissetti.

    He felt inadequate.

  • Belki Leyla’yla iş birliği yapmak iyi bir fikir olabilirdi.

    Maybe collaborating with Leyla would be a good idea.

  • Ancak Leyla'nın kendisini gölgede bırakmasından korkuyordu.

    However, he was afraid of being overshadowed by Leyla.

  • İş yerinde rekabet çok yoğundu.

    Competition in the workplace was very intense.

  • Ama Emir, başka bir seçeneği olmadığına karar verdi.

    But Emir decided he had no other option.

  • Leyla'ya gidip birlikte çalışmayı önerdi.

    He went to Leyla and suggested working together.

  • Leyla, Emir'in önerisini duyunca gülümsedi.

    Leyla smiled when she heard Emir's proposal.

  • "Neden olmasın?"

    "Why not?"

  • diye cevap verdi.

    she replied.

  • Günün geri kalanında birlikte çalışarak sunumlarını hazırladılar.

    They spent the rest of the day preparing their presentation together.

  • Emir, Leyla'nın tecrübesinden faydalandıkça kendine olan güveni yerine geliyordu.

    As Emir benefited from Leyla's experience, his confidence was restored.

  • Leyla'nın önerileri gerçekten etkileyiciydi ve Emir'in planını güçlendirmişti.

    Leyla's suggestions were truly impressive and had strengthened Emir's plan.

  • Sunum zamanı geldiğinde, toplantı odası dolmuştu.

    When it was time for the presentation, the meeting room was filled.

  • Emir sunumu başlattı.

    Emir started the presentation.

  • Ancak bir an duraksadı, kelimeler boğazında düğümlendi.

    But for a moment, he paused, words caught in his throat.

  • Herkesin gözleri üzerindeydi.

    All eyes were on him.

  • Tam o sırada, Leyla yanında belirdi.

    Just then, Leyla appeared beside him.

  • "Emir ve ben bu projede şunu başardık..." diyerek konuşmaya başladı.

    "Emir and I accomplished this in the project..." she began to speak.

  • Emir rahatladı.

    Emir relaxed.

  • İkili, iş birliği içinde sunumlarını tamamladılar.

    The duo completed their presentation in collaboration.

  • Sunum bittiğinde, herkes alkışlıyordu.

    When the presentation ended, everyone was applauding.

  • Emir, derin bir nefes aldı ve Leyla'ya baktı.

    Emir took a deep breath and looked at Leyla.

  • "Bunu birlikte başardık," dedi.

    "We achieved this together," he said.

  • Patronları onların başarılarını övdü ve özellikle ekip çalışmalarının etkileyici olduğunu belirtti.

    Their bosses praised their success and specifically noted that their teamwork was impressive.

  • Emir için bu, büyük bir ders olmuştu.

    For Emir, this was a major lesson.

  • Kendine güveni arttı ve iş birliğinin önemini anladı.

    His self-confidence increased, and he understood the importance of collaboration.

  • Ofisten çıkarken dışarıda hâlâ kar yağıyordu.

    As he left the office, it was still snowing outside.

  • İçinde ise, sadece Leyla'ya olan hayranlığı değil, aynı zamanda meslektaşlığına olan saygı da büyümüştü.

    Inside, not only his admiration for Leyla, but also his respect for her as a colleague had grown.

  • Ve bu, onun kalbini ısıttı.

    And this warmed his heart.